Herşey karanlık ve boş, sensiz. Sadece yıldızlar ve o muhteşem şarkılar beni biraz hayata bağlayabiliyor. Senin için acı çekiyorum ama yapacak başka şeyim de yok. Sadece yatağımda yatıp müzik dinliyor ve bağıra bağıra, sanki kendim için söyler gibi "Don't scream anymore" diyebiliyorum.
Bulutlar gecemi aydınlatan Ay'ı örtüyor, ölümün kara bir gölge gibi üstüne çullanmasını hatırlatıyor bana. Aynı gölgenin beni de almasını diliyorum acıyla ve haykırıyorum:
"You belong to me,
my snow white queen.
There's nowhere to run
so lets just get it over
Soon I know you'll see
You're just like me
Don't scream anymore my love
Cause all I want is you!"
Karanlık bir odayı aydınlatan küçük bir mum gibi, kalbimin karanlık sokaklarını aydınlatıyordun. Beni acılardan, eski tutkulardan yapılmış yatağımdan kaldırıp, yepyeni hayaller ve mutluluklarla dolu bir yatağa yatırıyordun ve herşeyi unutturup beni ısıtıyordun.
Peki o yataktan neden kaldırdın beni?Kalbimin sokaklarındaki umutlarla kurulmuş o küçük sokaklar, neden yanıyor? İşte bunların cevabını almak için yanına gelmeyi bekliyorum.
Tamamen ayaklarımın kontrolünde, yataktan kalkıyorum. Şiir defterimi alıyorum ve kumsala doğru yürüyorum. Küçük iskleye geliyorum. Çıplak ayaklarım çürümüş tahta iskelede garip, soğuk bir şekilde gıcırdıyor, ölümün ayak sesleri sanki.
Kendimi ve şiir defterimi denize fırlatıyorum. Son bir kez geçmişe bakıp "I've been alone all alone!" derken seni görüyorum. Sana doğru koşarken artık suda olmadığımı, havanın ise tatlı çiçek kokularıyla dolu ve sıcak olduğunu farkediyorum. Ve anlıyorum ki, ben de o gölgenin, gönüllü bir kurbanı oldum...
____________
Kasım 18, 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder