Zaten ölümdü sensizlik.
Ve sona gidişte, son bir bakış.
Kimsesizliğin insanlarıydık,
Hep birileri vardı ama hep yalnızdık.
Doğum
Sonsuzluğun huzuru ve hissizlik
Ve hiçsizliğin melodileri arasında
Kaydık, sudan bir odada
Havaya çıktık ve yandık.
Ayırdılar bizi ve beslediler.
Zehirlediler.
Koştuk çamurlu bataklıklar
ve etten kemikten duvarlar arasında
Deniz gibi engin ve deniz gibi korkunç
ve deniz gibi soğuk yerler.
Beyaz kemikler.
Uyuduk ve uyandık, tekrar uyuduk
Ve tekrar uyandık.
Bitirdik kendimizi.
Yaşam
İnce köprülerden geçtik.
Art arda, art arda.
Birincide düştük, boğulduk.
İkincide düştük ve yüzdük.
Üçüncüde sadece yürüdük.
Sonra koştuk, ufuklara
Denize koştuk.
Daldık derin ve kabarık
ve korkunç dalgalara.
Saçlarımızı kısalttı güçler.
Güzel saçlarımızı
Katlettiler.
Koştuk ve düştük dalgalı denize.
Adrenalin salgıladık
Islak gecelerde.
Tümünü atlattık.
Uçtuk, beyazdı saçlarımız.
Uçtuk, düştük rüyalara
ve kabuslara dönüştük.
Bitirdik kendimizi.
Ölüm
Bir küçük şans kelebeğiydi yaşam.
Kondu saçlarımızın arasındaki çiçeklere
(Ama soldu çiçekler.)
Kelebek öldü ve melek oldu hayallerde.
Ölüm geldiğinde yalnızdık.
Bir köprü yarattı Tanrı
Bir saç teli kadar ince ve sağlam
Var olduk o köprüyle ve hepimizin sonuydu o.
Melek kaldırdı kukuletasını ve uzattı elini.
Eli parlıyordu, bembeyaz bir ışıkla yanıyordu.
Yüzü de bembeyazdı
Masmavi gözleri vardı.
Saçları da salınan başaklar gibi sarıydı.
Tüm evrenin en güzel yüzüydü, ve gülümsüyordu.
Huzur doluydu.
Ve elini uzattı.
Tut elimi, bırakma.
Ucu bucağı yok bu derin vadinin
Tut elimden, yoksa kaybolursun
Düşersin karanlıklara
Yok olursun.
------------
Okulda yazdım. Fırat kodadlı kişiliğe buradan teşekkürlerimi iletiyorum.
12.4.09
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
