18.6.09

Gözyaşı

Bir gün gerçekten sevebilir miyim seni ya da bir gün sever misin beni?
O arkadaşlarının alayları, o zaman sinirlendirmişti beni ama o kadar da kötü değildi belki de. Beni sevdiğini, en azından sevebilme ihtimalinin bulunduğunu bilmek güzel bir histi. Can acıtıcı...belki bunaltıcı. Sen yanımda değilken bunaltıcı.

Belki de hala idrak edemedim neler olduğunu. Beni istemedin, ama beni isteyeceğini hiç düşünmemiştim. Beni isteyen çok fazla kişi olmaz. Ama biraz düşünmüştüm, ama o sen değildin. Pişmanlık duyan kötü karakterdi, hayatımı değiştirmişti. Sen de öylesin belki ama o beni istiyordu... Beni istemedin. Yine de seni düşününce hala çarpıyor kalbim. Öncekinin cılız bir taklidi belki - öncekinin cılız bir gölgesi - kalbimdeki birkaç gölgeden biri.

Biliyorum ki yanımda olsan tüm acılar uzaklaşacak benden. Başka çiftleri görünce kalbim acımayacak, akciğerlerin düzenli hava alacak. Sen gelince tam olacağım, biliyorum bunu.
Seni unutmak neden bu kadar zor deniz? Öbürünü unutmak bile bu kadar zor olmamıştı. O belki de senden daha etkileyiciydi, mavi gözleri alev alev yanardı. Onu unutmak acılı ama kısa bir süreydi, birkaç hafta.

Seni unutabileceğim süre uzadıkça uzuyor oysaki. 3 ay oldu, seni unutabileceğim 12 koca hafta. Yapamadım, yapamıyorum. Seni sevmek kadar seni unutmak da acı veriyor.

Nefes boruma düğümlendi elin, sıktıkça sıkıyor, nefes almamı engelliyorsun. Senin için ağladığım ilk vakit olacak bu, 3 ay sonra ilk senin için ağladığım ilk kristal gözyaşlarım, deniz suyu kadar tuzlu, adın kadar tuzlu. Senin için döktüğüm ilk elmaslar. Gözlerimi parlatabilirdin oysaki.

Ben öbürü için ağlamamıştım, çok acı çekmiştim ama ağlamamıştım. İlk gerçek aşkım ve ilkgerçek gözyaşımsın. Beni bu kadar kibar reddeden ilk insansın.

Keşke Edward olsan, keşke 'hiç varolmamışsın gibi' olsa. O zaman seni unutmak çok kolay olabilirdi. Belki o zaman daha erken ağlar - daha az ağlar - ve daha çabuk unuturdum seni.
Ama ben Bella değilim ki - ve sen de Edward değilsin.

Bazen zamanı geri alabilmek istiyorum, o gün, o teneffüs dışarı çıkmamış olmayı. O zaman belki de seni görmek için bir fırsatım olmazdı, benim için o kadar etkileyici olmazdın. Belki kafasını çeviren sen olsaydın, seni o kadar sahiplenmezdim.

Ya da belki kafamı çevirmeseydim, şu anda benim olabilirdin.

Böyle bir ihtimal olabileceğini, olabilmiş olduğunu bilmek bile o kadar can acıtıcı ki. Sana hep 'benim' dedim, 'denizim' dedim, ama sen hiç benim olmamıştın ki. Belki ufacık bir an - karar verdiğin an.

Deli miyim neyim, neden o kadar çok sevdim ki seni? Bu anın geleceğini hep biliyordum, sen de biliyordun, gizli gizli kolluyordun - gözlerim kırmızı mı, ağlamaktan.

Mazoşistim belki de, kendime çektirdiğim acıya baksana. Ölüyorum, sensizlikten deliriyorum, evin bir köşesinde kendime sarılmış ağlıyorum. Bu kadar acı çekerken bile seni istiyorum, hatta şu an en çok senin sıcaklığına ihtiyacım var. Biliyorum ki eğer hıçkırıklarımı omzunda bastırma imkanı bulsaydım, bir daha beni asla bırakmazdın.

Bu gece, yaşlar döküyorum sana, senin benden uzun zaman önce yapmamı beklediğin gibi. Ve biliyorum ki acımdan zevk almıyorsun, üzülmemi sevmiyorsun. Sonunda ağlayacaksam seni sevmemi istemezdin.

Ama sorun şu ki, artık bunlar için çok geç.

Belki de seni unutana kadar ağlamaya devam.

----
17sini 18e bağlayan gece 3 suları. Haziran 09.

Hiç yorum yok: